TÖB-SEN, 21 yıllık AKP iktidarının eğitimdeki laikliğe karşı tutumunu raporlaştırdı: Hedefleri dindar nesil

Cemaat ve tarikat bünyesinde art arda yaşanan ve kamuoyunun tepkisine neden olaylar laiklik tartışmasını gündeme getirdi. Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası (TÖBSEN) 21 yıllık AKP iktidarının laikliğe karşı tutumunu Cumhuriyet ile paylaştı. “Eğitimde laikliğin tamamen kaldırılması hedefleniyor” ifadelerinin yer aldığı raporda, “Ülkemizde bir taraftan yoğun bir şekilde eğitimde ticarileşme ve özelleştirme uygulamaları artarken diğer taraftan eğitim müfredatının biçimlendirilmesinden pratik uygulamalara kadar hemen her alanda dini öğeler, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından eğitim sürecine adım adım yerleştirilmektedir” denildi. Raporda eğitime ilişkin çarpıcı veriler de yer aldı: “2022 verilerine göre Türkiye genelindeki liselerin öğrenci sayısı 4 milyon 977 bin 344. İmam hatip liselerinin öğrenci sayısı ise 514 bin 630. Bu rakamın genele oranı 10.34. Türkiye’deki tüm ortaokul öğrencilerinin sayısı 5 milyon 121 bin 124. İmam hatip ortaokulu öğrenci sayısı 710 bin 264. İmam hatip ortaokulu öğrencilerinin tüm okullar içindeki oranı ise 13.87.”

‘İMAM HATİP DAYATMASI’

Raporda eğitimdeki laiklik karşıtı uygulamalar ise şu şekilde sıralandı:

  • Felsefe, bilim derslerinin sayısı azaltıldı, dünyada bilimin kabul ettiği konular dine aykırı olduğu gerekçesiyle kaldırıldı. Evrim teorisinin fen bilgisi derslerinden kaldırılması sadece bir örnektir.
  • Okul öncesinde henüz somut zekâ gelişim sürecinin başında olan çocuklara fiilen dini eğitim verilmeye başlandı.
  • Eğitimde 4+4+4 dayatmasıyla “dindar” ve “itaatkâr” nesil yetiştirme hedeflendi. Normal okullar içinde yeterli talep olmayan yerlerde bile imam hatip sınıfları açılarak bütün okullar fiilen imam hatibe çevrilmeye çalışıldı.
  • Devlet okulları özellikle ekonomik yönden kendi kaderine terk edilirken iktidarın yıllarca arka bahçesi olarak gördüğü imam hatip okullarına “siyasi ayrıcalık” tanındı. Bu okullara giden öğrencilerin sayısı çeşitli yönlendirme ve teşviklerle artırıldı.
  • Zorunlu din dersine ek olarak “zorunlu seçmeli” din dersleri getirildi. Veliler ve öğrenciler bu dersleri seçmeye zorlandı ya da “Diğer derslerde öğretmen yok” denilerek bu dersleri seçmek zorunda bırakıldı.
  • Karma eğitim uygulaması açıkça hedef haline getirildi.
  • Yabancı dil dersleri arasına eklenen Arapça dersinin müfredatının “Din Öğretimi Genel Müdürlüğü” tarafından hazırlaması, asıl amacın “yabancı dil” öğretmek olmadığını gösterdi.
  • Devlete bağlı üniversite yurtlarına “manevi danışmanlık” adı altında cemaat mensupları görevlendirildi. Yurtlarda cemaatlerin proje kapsamında veya izinli bir biçimde dini sohbet yapmaları sağlandı.
  • Cemaatlere bağlı olan yüzlerce denetimsiz medrese ve yatılı kuran kurslarına öğrencilerin gitmesi teşvik edildi. Bu kurlarda birçok adli vaka yaşanmasına karşın herhangi bir yaptırım olmamaktadır.
  • Laik eğitimi yok sayan MEB, Diyanet ve Gençlik Spor Bakanlığı arasında imzalanan ÇEDES projesi kapsamında “manevi danışman” olarak imam, vaiz, din hizmetlisi uzmanı ve Kuran kursu hocaları okullara görevlendirildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir